Oğuz Esen Resmi Fan Clup İndir-Dinle 2011

Ebrehe'nin Kabeye Saldırması

Aşağa gitmek

ikon1 Ebrehe'nin Kabeye Saldırması

Mesaj tarafından Mc Zindan Ankara Style Bir Salı Mayıs 18, 2010 1:56 pm

Ebrehe'nin Kâbe'ye Saldırması
Kâbe'nin, Araplar ve kutsiyetini takdir edebilen herkes yanında
müstesnâ bir ehemmiyeti vardı. Kurulduğu zamandan beri uzaktan yakından
pek çok insan, O'nu ziyârete gelirdi. Bu sebeple, Mekke şehri,
insanların toplandığı, kaynaştığı mühim bir ziyâret yeri, ayrıca mühim
bir ticâret merkeziydi. Bunu bir türlü çekemeyen, Yemen'i müstemleke
edinmiş olan Habeşistan kralı Ebrehe, San'a'da [2] büyük bir binâ
yaptırdı ve etrafa haberler göndererek; "Bu insanlar niye gidip
Arapların Kâbe'sini ziyâret ediyorlar? Buraya gelsinler, benim binâmı
ziyâret etsinler, hem ben gelenleri burada yedirip içirip, gâyet güzel
ağırlayacağım" dedi. Onun bu hareketi Araplar'ın, bilhâssa Kureyş'in
çok ağırına gitti. İçlerinden birkaç kişi Ebrehe'nin binâsına geldiler.
Ebrehe onlara, -kendi mukaddes binâlarını bırakarak bana geldiler diye-
çok hürmet gösterdi. Yedirdi, içirdi, o gece o binâda müsâfir etti.
Fakat onlar geceleyin kalkıp, binâyı kirletip, kırıp döküp gittiler.

Sabahleyin durumu gören Ebrehe kudurdu. Gidip onların Kâbe'sini
yıkacağım diye karar verdi. O günün zırhlı vâsıtası yerine geçen
fillerden kurulu muazzam bir ordu hazırladı. En büyük filinin adı Mamud
idi. Kâbe'nin görüldüğü Cebel-i Kubeys'e (Kubeys dağına) kadar geldi.
Dinlenmek için orada konakladı. Bu esnada, orada otlamakta olan
Peygamber Efendimiz'in dedesi Abdulmuttalib'e âit ikiyüz deveye el
koydu.

Bunun üzerine Ebrehe'nin yanına gelen Abdulmuttalib; "Burada otlamakta
olan develerimi aşırmışsınız, onları istemeğe, almağa geldim,
develerimi verin" dedi.

Ebrehe; "Demek benden sadece develerini istiyorsun, ben de Kâbe hakkında bana ricâda bulunacaksın sanmıştım" dedi.

Bunun üzerine Abdulmuttalib, ona; "Evet, ben develerin sâhibiyim,
develerimi isterim. Kâbe-i Muazzama'ya gelince, O'nun sâhibi
Hz.Allah'dır. O bilir Kâbe'sini korumasını." dedi.

Bu söz Ebrehe'nin vücudunda büyük bir titreme husûle getirdi ve hemen develeri verdi.

Abdulmuttalib develerini alıp Mekke'ye dönünce Kâbe'ye geldi. Beyt-i
Şerîf-in siyah örtüsüne sarılarak ağladı. Allâh'a yalvardı: "Yâ Rabbî!
Bizim elimizde o azgın Ebrehe'ye karşı koyacak güç yok, Kâbe'nin sâhibi
Sensin, Beyt-i Şerîf'ini Sen koru yâ Rabbî!" diye duâ etti.

Ebrehe, konakladığı yerden ordusunu kaldırdı. Önde en büyük fil olan
Mamud ve develeri Kâbe'ye doğru zorluyor, fakat Mamud ve develer yere
çöküyorlar, bir türlü o tarafa gitmiyorlardı. Şam, Yemen, Irak
cihetlerine döndürülünce hemen yürüyor, Kâbe'ye yöneltilince çöküyor,
bir adım dahi atmıyorlardı.

Ebrehe ve Ordusunun Helâkı
Ebrehe, ordusunu Kâbe'ye saldırtmağa zorlarken, Cenâb-u Hakk serçeye
benzer bölük bölük kuşlar halketti. Onları sürüler halinde Ebrehe'nin
ordusu üzerine sevketti. Kuşlar, ayaklarında taşıdıkları, kırmızı
çamurdan yapılmış, ateşte pişirilmiş, kime atılacaksa üzerlerinde ismi
yazılı, nohut tanesi gibi taşları atı atıverdiler. Bu taşlar, Ebrehe
ordusunun hepsinin tepesinden girdi, iç organlarını tahrip ederek,
aşağısından çıktı. Hepsi de ölü ölüverdiler. Cenâb-u Hakk, Ebrehe'nin
ordusunu yenmiş ekin tarlasına döndürüverdi.

Hâdiseyi gören Ebrehe kaçtı, sarayına geldi. Olanları oradaki
adamlarına anlattı. Topal bir kuş da onu tâkibediyordu. O da taşını
attı. Ebrehe de orada öldü.

Bu hâdise Peygamber Efendimiz'in doğumundan 50 veya 55 gün evvel vâki oldu.




avatar
Mc Zindan Ankara Style
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 3104
Aktiflik Puanı : 11085
Kayıt tarihi : 26/11/09
Yaş : 26
Nerden : ankara

http://www.amasyateknoloji.tk

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz