Oğuz Esen Resmi Fan Clup İndir-Dinle 2011

Peygamberimiz kardeş kavgasını nasıl engelledi!

Aşağa gitmek

ikon1 Peygamberimiz kardeş kavgasını nasıl engelledi!

Mesaj tarafından Mc Zindan Ankara Style Bir Salı Mayıs 18, 2010 2:06 pm

BENİ Mustalik seferinden dönülüyor. Ordunun başında Hz. Peygamber (sav) vardır. Ordunun içinde ise münafıklar bulunmaktadır.

Özellikle de bozgunculuğuyla şöhret bulan İbn-i Selul fırsat
kollamaktadır. Nihayet bir subaşına gelinir. Kuyudan su çekilip halk
arasında paylaşılacak. Mekkeliler (Muhacirler) ve Medineliler (Ensar)
ellerindeki kovalarla kuyudan su almak için sıraya girerlerken ufak bir
itişme yaşanır. Bu itişme fırsatını büyük bir ganimet olarak gören
meşhur münafık Selul hemen bu ufak olayı tırmandırır. Yüksek bir sesle;
besle kargayı oysun gözünü, anlamında bir cümle kurarak bağırmaya
başlar. Biz Medineliler Mekkelileri besledik. Bugün ise başımıza bela
oluyorlar, demeye başlar. Derken Mekkelilerden biri cevap verir. Onlara
da Medineliler karşılık verince olay değişik bir mecraya tırmanır. Su
kuyusu başında başlayan bu tehlikeli kargaşa tam bir fitneye
dönüşecekken Hz. Peygamber (sav) haberdar olur. Olayın boyutlarını
gören sevgili Peygamberimiz (sav) orduya kalk emri verir. Kurulan
çadırlar sökülür, eşyalar toparlanır ve hemen yola koyulur. Tam bir gün
boyunca yürüyüş devam eder. Dinlenmekle ilgili bütün talepleri geri
çeviren Peygamberimiz (sav) insanların iyice bitkinleştiğini,
tartışacak mecallerinin kalmadığını görünce mola emrini verir. İyice
bitkinleşmiş yorulmuş olan herkes bir gün önceki olayı konuşabilecek,
tartışabilecek fırsatı bulamadan derin bir uykuya dalarlar. Böylece
Mekke ve Medineliler arasında meydana gelebilecek sürtüşme, kavga,
fitne başlamadan bastırılmış olur.
Hz. Peygamberin takip ettiği bu strateji meyvesini hemen verir. Mekkeli
ve Medineliler arasındaki kardeşlik duygusu hiçbir yara almadan devam
eder. Medine’de önemli bir etkinliği olan İbn-i Selul ise ortada
kalakalır. Yaptığı münafıklık ve fitne hamlesi başarısız kalır. Kısa
bir süre içinde öyle bir hale gelir ki ordu daha Medine’ye varmadan
İbn-i Selul iyice gözden düşmeye başlar. Halk arasında itibarsızlaşır.
Bu olay esnasında iki önemli ayrıntı dikkati çeker. Bunlardan birincisi
şudur: İbn-i Selul sahabe arasında fitne çıkarmaya çalıştığını gören
Hz. Ömer (ra), Peygamberimize (sav) gelir ve İbn-i Selul’ü öldürmek
istediğini söyler. Şöyle der:
“Ey Allah’ın Resulü. Bu adam Müslümanları birbirine kırdırmak istiyor.
Fitne ateşi yakmaya çabalıyor. Müsaade ediniz de münafığın hesabını
keseyim“ Evet böyle der Hz. Ömer (ra). Ama Allah’ın peygamberi bu
teklifi ret eder ve şöyle cevap verir:
“Ömer! Bu doğru olmaz. Çünkü bu adam bizimle beraber hareket ediyor
görünüyor. Aramızda yaşıyor. Bu adamın yaptığı fitneyi bilmeyenler
uzaktan şöyle derler: Muhammed arkadaşlarını harcıyor. Ben böyle bir
şeye müsaade etmem. Sen bekle. Bu adamın ne kadar küçüleceğini
göreceksin.”
Hakikaten de olay Peygamberimizin (sav) buyurduğu gibi neticelenir.
Şiddet görmeyen İbn-ı Selul kısa sürede halkın gözünde öylesine küçülür
ki, bir müddet sonra adı ‘bozguncu, fitneci’ye çıkar. Hem de yolculuk
sona ermeden. Yolculuk devam ederken. Kendisine yaklaşan Hz. Ömer’e
Peygamberimiz (sav) birkaç önceki hiddetini hatırlatır ve şöyle buyurur:
“Ne dersin Ömer! Eğer o gün sana müsaade etseydim ve sen İbn-i Selul’ü
öldürseydin onu kahraman yapardın. Ama bugünkü haline bak. Nasıl da
itibarsız ve değersiz hale düştü. Bugün dilediğin her şeyi yapabilirsin
ve hiç kimse ona sahiplenmez.”
Bu olayın ikinci önemli ayrıntısı ise Medine girişinde yaşanır. İbn-i
Selul’ün oğlu Hz. Abdullah tanınan ve sevilen bir sahabeydi. Babasının
Mekkeliler hakkında kullandığı çirkin sözlerden son derece rahatsız
olmuş ve hatta o esnada Peygamberimize müracaat ederek babasına cezayı
kendisinin vermek istediğini belirtmişti. Peygamberimiz (sav) Hz.
Ömer’e (ra) müsaade etmediği gibi Hz. Abdullah’a da (ra) müsaade
etmemişti. Ama şimdi Medine girişinde oğlu Abdullah babasını durdurmuş
ve Mekkelilerden özür dilemedikçe şehre giremeyeceğini söylemektedir.
İbn-i Selul çaresiz bir şekilde, “Mekkeliler şerefli insanlardır. Esas
çirkinlik yapan benim” özrünü haykırmak zorunda kalır. Hz. Peygamberin
müdahalesi üzerine oğlu Abdullah oradan çekilir ve İbn-i Selul
Medine’ye girebilir. Olay hicri 6. yılda gerçekleşir. Münafikun suresi
5. ve 8. ayetler bu konuyla ilgilidir. Geriye kalan yaşantısında her ne
kadar münafıklığından vazgeçmese de itibarın yitirmiş bir şekilde
yaşamaya devam eder. Abdullah bin Selul Peygamberimiz hayatta iken
yaşama veda eder.
Asr-ı Saadet’teki bu olayı iyi etüd etmeliyiz. Buradan birçok ders
çıkarabiliriz. Bu olay fitneye karşı nasıl bir yol takip edileceğine
dair mesajlar taşımaktadır.
* * *
Bu günlerde sabırlı olmak zorundayız. Yanlışlık içinde olanları kendi
elimizle kahramanlaştırmamalıyız. Yapılması gereken hamleleri el
birliğiyle bizler yapmalıyız. Başkalarının hamlesine mahkûm
olmamalıyız. İnsanlarımızı bölmemeli, ayırmamalıyız. Ciddi bir strateji
uygulandığında bugün itibaren görenlerin nasıl bir itibar kaybına
uğradıklarını gözlerimizle görebileceğiz. Hz. Peygamber (sav)
Medine’deki Evs ve Hazreç kabilelerini birleştirdiği gibi Mekke ve
Medinelileri de kucaklaştırmış. Akıl, sabır, diyalog, istişare ve
bilerek adım atma elimizdeki en büyük sermayemizdir. Hele din
birliğinin bize sağlayacağı nimet ise hiçbir şeyle kıyaslanmayacak
kadar büyüktür. Yeter ki duygularımızla değil de aklımız karar
verebilelim.




avatar
Mc Zindan Ankara Style
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 3104
Aktiflik Puanı : 10996
Kayıt tarihi : 26/11/09
Yaş : 25
Nerden : ankara

http://www.amasyateknoloji.tk

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz