Oğuz Esen Resmi Fan Clup İndir-Dinle 2011

Allah'ı seven, Peygamber'e İtaat Eder

Aşağa gitmek

ikon1 Allah'ı seven, Peygamber'e İtaat Eder

Mesaj tarafından Mc Zindan Ankara Style Bir Salı Mayıs 18, 2010 2:04 pm

Sünnet, hayatımızın hayatı ve ruhumuz içre de bir ruhtur. Kur'ân-ı
Mucizü'l-Beyan da sünneti desteklemekte, desteklemekten de öte, onun
İslâm'daki esaslı ve vazgeçilmez yerini tesbit ve tasrih buyurmaktadır.
İşte, bu tesbit ve tasrihle alâkalı âyetler:

1. Kur'ân-ı Kerim'de birkaç yerde, birbirinin aynı veya çok az değişiği
lafızlarla şöyle buyrulur: "O (Allah) ki, ümmîler içinde kendilerinden
bir Resûl ba's buyurdu. (O Resûl), onlara Allah'ın âyetlerini okuyor,
onları temizliyor ve onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor..." Cuma
sûresi, 62/2.
Hemen hemen büyük çoğunluğu itibarıyla muhaddisîn ve müfessirîn-i
kiram, âyette geçen 'hikmet' kelimesinden 'sünnet'i anlamışlardır.
Çünkü mucize olan Kur'ân-ı Kerim'in içinde gelişigüzel sıkıştırılmış
kelimeler, maksada kapalı ifadeler ve gereksiz itnab, yani yok yere
kelime dökme ve sözü uzatma olamayacağından, söz konusu âyet-i
kerimede, hikmetten kasıt, kitap veya kitabın bir kısmı olamaz; zira o
zaman, hikmet, kitap üzerine atıf yapılmazdı. Evet, burada kitaptan
maksat, çok âyetlerde de geçtiği üzere Kur'ân-ı Kerim'dir. Hikmet ise
kitabın icmâlini tafsîl, mübhemini tefsîr, umumî olanını tahsîs ve
mutlakını takyîd bâbında, Allah Resûlü'nden şerefsüdûr olan sünnet-i
seniyyedir.

2. Bir başka âyet-i kerimede, Allah (celle celâluhu), peygamberlerini
onlara itaat edilsin diye gönderdiğini ifade buyurur: "Biz
gönderdiğimiz her peygamberi, başka değil, ancak -Allah'ın izniyle
kendisine itaat edilmesi için gönderdik." (Nisâ Sûresi, 4/64)
Allah, kendisine itaat edilsin diye peygamber gönderir. Peygambere
itaat ise onun zatından dolayı değil, ferdî-içtimaî, maddî-mânevî
aydınlığa vasıta ve vesile olması hasebiyle, Allah'ın memuru bulunması
itibarıyladır.
Evet: "Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve O'ndan yüz çevirmeyin." (Enfâl Sûresi, 8/20)
"Allah'a itaat edin; Resûl'e itaat edin." (Nisâ Sûresi, 4/59)
Âyetlerde ifade olunan Allah'a itaatle, Resûlullah'a itaat aynı şeyler
değildir. Allah'ın emir ve nehiylerinde Allah'a, Resûlullah'ın emir ve
nehiylerinde, yani O'nun sözlerinde, fiillerinde ve takrîrlerinde de
O'na itaat açıkça Kur'ân-ı Kerim'in emridir. Çünkü Allah'a itaat adına
Kur'ân-ı Kerim'in ortaya koyup ve Resûlullah'ın (sallallâhu aleyhi ve
sellem); tebliğ buyurdukları emir ve nehiylerin dışında, bir de,
müstakillen sünnet eksenli emirler-yasaklar, terğibler-terhibler,
teşvikler-tavsiyeler var ki, bütün bunları ifade sadedinde Allah Resûlü
(sallallâhu aleyhi ve sellem); "Şüphesiz, bana kitab ve onunla birlikte
bir benzeri, bir misli verildi." (Ebû Dâvûd, sünnet 5; Ahmed b. Hanbel,
El-Müsned, 4/130) buyurmaktadır.
Ayrıca yukarıda misal olarak getirdiğimiz âyet-i kerimelerde, Allah'a
ve Resûlü'ne ayrı ayrı itaat emredildikten sonra: "Resûlullah'tan yüz
çevirmeyin!" deniliyor ki, bu da, sünnete ittiba etmemenin, hatta onu
hafife almanın ve sorgulamanın bir nevi irtidat olduğunu ifham
etmektedir.

3. Bu mevzuyla alâkalı olarak, Kur'ân-ı Kerim'de geçen âyetlerden bazıları da şunlardır:
a. "Ey iman edenler; Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin ve sizden
olan ulü'l-emre de (içinizden çıkan, inanç, duygu ve düşüncelerinizi
paylaşan, acıda, sevinçte, kederde sizinle beraber olan büyüklerinize
de) itaat edin."(Nisâ Sûresi, 4/59)
Âyet, Resûlullah'tan sonra gelen emir sahiplerine ve büyüklere itaati
bile emrederken, insanlık adına büyükler büyüğü, kendilerine itaat
edilmesi emrolunan büyüklerin de büyüğü, melcei, mencei Resûlullah'a
itaat etmemek.. Kur'ân dışında O'nun sünnetini, yani mübarek sözlerini,
fiillerini kâle almamak ve O'na ayrı bir emretme, yasaklama hakkı ve
salahiyetini vermemek, acaba hangi insafla telif edilir?
b. "Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve nizâa düşmeyin. Aksi hâlde
gevşer, zaafa dûçâr olursunuz; kuvvetiniz, nusretiniz, devletiniz
gider; sabredin ha!" (Enfâl Sûresi, 8/46)
Bu İlâhî beyan, Allah'a ve Resûlullah'a itaati, nusretin, kuvvetin,
birliğin ve devletin kaynağı saymaktadır. Resûlullah'a itaatten
uzaklaşıldığı zaman, yani imam bilinmediği veya kâle alınmadığı zaman,
tıpkı namaz imamında olduğu gibi, kimin hangi kıbleye döneceği belli
olmaz; o hâlde, nizâa düşmemenin yolu, Resûlullah'a itaat ve iktidadır;
nitekim bir başka âyette: "Kendi aranızda nizâa düştüğünüz zaman,
Allah'a ve Resûlü'ne götürün!" (Nisâ Sûresi, 4/59) buyrulmaktadır.
Hakikat bu iken ve bizi birleştirecek, içtimaî vahdetimizi sağlayacak
mercî O ve O'nun sünneti iken, O'nun kudsî âsârını sorgulamanın neye
müncer olacağı, acaba hiç düşünülmüş müdür?
c. "De ki: 'Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.'" (Âl-i İmrân Sûresi, 3/31)
Allah'ı sevmek, Resûlullah'ı sevmek; Resûlullah'ı sevmek de Allah'ı
sevmek demektir. Resûlullah sevilmeden Allah sevilemez ve O'nun
sünnetine ittiba etmeden, Allah'ı sevme davasında bulunmak, boş bir
iddiadır.

ç. "Allah'ı ve ahiret gününü uman ve Allah'ı çok zikredip, Allah'la
irtibatını kavî tutan ehl-i iman için, doğrusu Resûlullah misal
alınacak insandır; O'nda, misal edinme adına çok güzel şeyler vardır."
(Ahzâb Sûresi, 33/21)
Değişik yönlere giden yollarda istikameti bulabilmek ve sırat-ı
müstakîmde istikamet üzere yürüyebilmek için, istikameti temsil eden
insana ittiba etmek, O'nun sünnetine uymak, yapılması gerekli olan
biricik iştir.




avatar
Mc Zindan Ankara Style
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 3104
Aktiflik Puanı : 10996
Kayıt tarihi : 26/11/09
Yaş : 25
Nerden : ankara

http://www.amasyateknoloji.tk

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz